Blog

Pedodonti(Çocuk Diş Hekimliği)

PEDODONTİ(ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ)

Pedodonti(Çocuk Diş Hekimliği) Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organisation-WHO) ve Amerikan Pediatrik Diş Hekimleri Birliği ilk diş hekimi muayenesinin ilk diş çıktıktan sonra yapılmasını (genellikle 6 ay – 1 yaş arasında) önermektedir. Bu kadar küçük bir yaşta diş hekimi kontrolünün gerekliliğini sorgulayabilirsiniz ama çocuk diş hekimlerinin öncelikli görevi; çocuklarınızı diş çürüklerinden korumaktır. Erken yaşta yapılan bu ilk muayenede amaç; sizlere bebeğinizin dişlerinin çürümesini önlemek için neler yapmanız gerektiğini göstermek ve düzenli aralıklarla sizi kontrollere çağırarak diş sağlığını kontrol etmektir. İlk diş muayenesinde amacımız ayna ve ışık ile çocukların tüm dişlerine bakıp var olan sorunları ve tedavi alternatifleri ebeveyn ile paylaşmaktır. En önemli konulardan biri olan beslenme ve koruyucu uygulamalar hakkında anne ve baba bilgilendirilir. Çocuklarımızın herhangi bir ağrı durumu ile klinik ortamına girmesinin önüne geçerek tanışma seansı adı verdiğimiz bu  seanslarla klinik ve kullanılan malzemeleri tanıtıp herhangi bir fobi oluşmasının önüne geçmekteyiz. Çocuğunuza diş tedavisinin korkulacak bir yanı olmadığını anlatırsanız, kolaylıkla diş hekimine götürebilirsiniz. Ancak genelde ebeveynler dişçiye gitmeyi bir korku unsuruna dönüştürür. Bu nedenle: çocuğun diş hekimine götürülmesi bir ceza anlamı taşımamalıdır. Tam aksine severek gideceği bir ortam yaratılmalıdır.Dikkat edilmesi gereken başka bir konu da, diş hekimine gitme ile çocuğun maruz kalacağı ağrı olayı arasında bir çağrışım uyandırmamaktır. Çocuğa “Dişin hiç ağrımayacak”, “Doktor iğne yapmayacak” diyerek onu yanıltmak ilerideki tedavileri güçleştirir.Diş hekimi ile çocuğun iyi bir diyalog kurması, çocuğun korkusunu yenmesine yardımcı bir faktördür. Bunun için diş hekiminin sorduğu sorulara çocuğun kendisinin yanıt vermesine izin verilmelidir. Çocuk Diş hekimliğinde öncelikli hedefimiz ebeveynlerin rolünü belirlemek ve süt dişlerinin öneminin kavrandiğindan emin olmak. Süt dişlerinin görevi öncelikle, bebeğinizin düzgün beslenmesine olanak sağlamaktır. Süt dişler, bebeğinizin ilk yıllarında katı besinleri rahatça çiğneyebilmesini sağlar. Bir diğer önemli görevi ise konuşmanın düzgün bir şekilde gelişebilmesine olanak sağlamalarıdır. Bir çocuğun konuşmasının düzgün olması, süt dişlerinin varlığına bağlı olarak meydana gelmektedir. Süt dişlerinin fonksiyonları arasında sayılan bir diğer önemli görev ise gelecek kalıcı dişler için yer tutmak, diş etini yerine gelecek kalıcı diş için korumak ve kalıcı dişin sürdüğü zaman aralığında bu güçlü dişe rehberlik yapmaktır. Eğer süt dişi çekilirse ne yazık ki kalıcı diş için koruyuculuk yapma fonksiyonu ortadan kalkmış olacaktır. Bebeklerde beslenmenin çürük oluşumundaki rolunü unutmamalıyız. Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın. Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin. Ilk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin. Çocuklarımızın diş sağlığı için ilk adım sizlerin onlar için bir ayna olması. Bir çok psikolog ve pedagoga göre, çocuklar ebeveynlerini taklit etmeyi seviyorlar. Bu nedenle ağız ve diş sağlığı bakımını bir aile rutini yapmak harika bir yöntem olacaktır. Çocuğunuza kendi yumuşak kıllı diş fırçasını seçmesine izin verin. Kendi fırçasını seçmesi kendini kontrolde hissetmesini sağlar ve kullanmak için heves etmesine yardımcı olabilir. Diş fırçasını 45 derece ile tutarak ve ardından diş eti çizgisi boyunca küçük dairesel vuruşlar yaparak onlara diş fircalamasini öğretin. Çocuklar yemeklerden sonra günde en az iki kez olacak şekilde iki dakika şeklinde dişlerini fırçalamalılar. Bu fırçalama daha küçük yaşlarda önce çocuğun fırçalamasına izin verip sonra sizin desteğiniz ile tamamlanabilir. Süt dişlerinin yapısı ve şekli kalıcı dişlerden çok farklıdır. Süt dişlerinde iç kısımda damar ve sinirlerin bulunduğu pulpa dokusu yüzeye çok yakındır. Süt dişlerinde çürükler çok hızlı bir şekilde ilerler. Bu nedenle kalıcı dişlerde olduğu gibi süt dişlerinde de koruyucu tedavilerin yapılması çok önemlidir. Dişleri, çürümeden önce korumak her zaman daha kolay ve daha sağlıklıdır. Koruyucu tedaviler flor ve fissür örtücü olarak ikiye ayrılır. Flor, dişlerde çürük oluşumunu önleyici etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış bir mineraldir. Diş macunlarında, ağız gargaralarında, diş sağlığı ürünlerinde çürük önleyici olarak kullanılır.Birçok yiyecek ve içecekte belirli oranlarda bulunur. Diş hekimliği koruyucu uygulamalarında uzun yıllardır çürük önleyici olarak kullanılır. Florlu diş macunları ve ağız gargaraları günlük ağız ve diş bakımında önemli bir yer tutar. Diş hekimliği kliniğinde ise profesyonel flor uygulamaları jel, köpük ya da cila şeklinde uygulanır. Flor, diş minesinin yapısına katılarak daha dirençli bir yapı oluşturur ve çürük yapıcı bakterilerin zararlarına karşı koruma sağlar. Ayrıca flor, başlangıç çürüklerinin durdurulmasında da etkilidir. Türk Pedodonti Derneği (TPD) ve Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB)’ nin 2016 yılında yayınladığı “Flor Durum Raporu”nda dişhekimliğinde çürük önlemek için kullanılan oral flor kaynaklarının toksik dozda flor içermediği ve güven verici olduğu bildirilmiştir. Diş hekimlerinin uyguladığı uygun dozlardaki florun insan sağlığı üzerine zararı yoktur ve güvenlidir. Fissür örtücü ise dişleri çürük oluşumundan koruyucu diğer bir uygulamadır. Dişlerin üzerinde, özellikle azı dişlerinin çiğneme yüzeylerinde girintili çukurcuklu alanlar vardır. Fissür örtücü uygulaması ile dişlerin besin ve bakteri tutunmasına elverişli çukurcuklu ve girintili bölgeleri dolgu benzeri bir materyal ile örtülür. Böylece diş yüzeylerinin temizlenmesi kolaylaşır ve bu bölgelerde çürük oluşumu engellenmiş olur. Fissür örtücü uygulamasının amacı, dişlerin çürüğe yatkın girinti ve çukurcuklarında besin birikimini engellemek, bu bölgeleri daha kolay temizlenebilir hale getirmek ve böylece çürük oluşumunu engellemektir. Çocuklarınızı tedaviye getirirken nelere mi dikkat etmelisiniz? Tedavi randevularına özellikle anne-baba olarak sizlerin getirmesini tercih ediyoruz. Çocuğunuzu tedavi randevusuna aksi söylenmediği sürece mutlaka tok getiriniz. Diş tedavilerini çok uyumlu olarak yaptıran çocuklar, yoruldukları ve sıkıldıkları zaman bir anda çok uyumsuz olabilirler. Bu durum, sonraki randevularını da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle çocuklarınıza ve hekiminize daha çok işlem yapılması yönünde ısrar etmeyin. Çocuğunuz tedavi olurken ona “acıyor mu? yoruldun mu?” gibi motivasyonlarını bozabilecek sorular yöneltmeyin.

KONFORLU BİR ORTODONTİK TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK INVISALIGN

KONFORLU BİR ORTODONTİK TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK INVISALIGN

KONFORLU BİR ORTODONTİK TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK INVISALIGN Yeni teknolojiler sayesinde çapraşık veya aralıklı dişlerin düzeltilmesi başta olmak üzere, sorunlu çene kapanışı tedavilerinde uygulanan ortodontik tedaviler de gün geçtikçe çeşitleniyor. Uzun zamandır en etkili yöntem olarak kullanılan diş tellerine alternatif olarak uygulanmaya başlanan Invisalign, yenilikçi yöntemler arasında yer alıyor. Invisalign; diş teli kullanmadan (telsiz ortodonti), kişiye özel hazırlanan şeffaf diş plakları ile dişlerin istenen konuma gelmesini sağlama yöntemine denir. Şeffaf plakla tedavi yöntemi yeni bir tedavi yöntemi olarak görülse de aslında geçmişten bu yana tel tedavisine göre daha estetik olması ve daha konforlu bir tedavi deneyimi sunması ile ön plana çıkmaktaydı. Ancak geçmişte şeffaf plaklarla düzeltilebilen tedaviler sınırlıydı. Çoğunlukla basit çapraşıklıklar ve basit diş hareketlerinde kullanılmaktaydı. Bu sebeple tel tedavisine gerçek bir alternatif olamamıştı. Ancak yapılan araştırmalar, tecrübeler ve gelişen teknolojiyle beraber günümüzde neredeyse tüm vakalar şeffaf plaklar ile tedavi edilebilir hale geldi. Sahip olduğu avantajlarla da birlikte şeffaf plaklar günümüzün en önemli ortodontik tedavi seçeneklerinden biri oldu. Şeffaf plakların tercih edilme sebeplerinin ilki şüphesiz hastaya sağladığı konfor. Çoğu insan gülümsemesini daha güzel, daha çekici bir hale getirmek ister ancak geleneksel metal diş tellerinin tek seçenek olduğunu sandığından vazgeçer ya da bu isteğini erteler. Invisalign ile tedavi sırasında hastanın gülümsemesini saklamasına neden olan metal braketler veya teller yoktur. Çok yakından bakılmadığı sürece fark edilmeyen şeffaf plaklar vardır ve en önemlisi, hastalar özel günlerinde tedaviye ara verebilme şansına sahiptir. Invisalign tedavisinin diğer avantajlarından bahsedecek olursak; Normal tel tedavisinde dişlere teller yardımıyla kuvvet verilerek en az bir ay beklenir. Bu durum verilen kuvvetin daha fazla olmasıyla konforsuzluk ve ağrı hissi yaratır. Şeffaf plaklarda ise bu ağrı minimum seviyeye iner. Şeffaf plak tedavisinde haftalık değiştirilen plaklarla konforsuzluk ve ağrı hissi en az seviyeye iner. Tel tedavisinde yanak ve dudaklar metal yüzeylerin sürtünmesi sonucu hasar görebilir ve bu normal kabul edilir. Invisalign yönteminde plakların pürüzsüz yüzeyleri sayesinde bu tarz hasarlar görülmez. Şeffaf plaklar takıp çıkarılabildiği için ağız hijyeni daha kolay ve iyi yapılır. Şeffaf görüntüye sahip olması ve dışarıdan bakıldığında farkedilmemesi estetik olarak daha iyi bir görüntü verir. Özellikle ileriki yaşlarda ortodontik tedavi gören hastaların özgüvenleri için şeffaf plağın bu özelliği tercih edilme ihtimalini arttırmaktadır. Şeffaf plak tedavisi bazı durumlarda daha kolay ve hızlı sonuç verebilir. Şeffaf plakların hekime gerek duymadan çıkarılabiliyor olması yemek yerken daha fazla kolaylık sağlar. Bu avantajların yanı sıra hastalar tarafından bir diğer merak edilen konu ise Invisalign yönteminin nasıl uygulandığıdır. Bu yöntemde öncelikle hastadan ölçü alınır. Alınan ölçüler 3 boyutlu bir tarayıcı tarafından taranır ve çok sayıda kişiye özel şeffaf plak 3 boyutlu yazıcılar tarafından hazırlanır. Bir simülasyon ile dişlerin haftalık değişimleri hazırlanarak hastaya gösterilir. Böylece hasta, finali gördüğü için tedavi için daha istekli olur. Dişlerin final pozisyonları ve görüntüsü onaylandıktan sonra plaklar hastaya teslim edilir. Hastalar her bir plağı haftalık süreçlerle değiştirir, her değişen plakta dişler biraz daha düzelir. Özetleyecek olursak Invisalign, temelinde hasta konforunu barındıran, geleneksel yöntemler (Diş teli) kadar etkili olan, yenilikçi ve minimum ağrı vaat eden bir ortodontik tedavi yöntemidir.

İMPLANT

İMPLANT

İMPLANT İMPLANT İMPLANT İmplant doğal dişlerin kaybedilmesi durumunda meydana gelen boşlukların kemik içerisine titanyum vidalar yerleştirilmesi ile giderilmesi işlemidir. Bu vidaların üzerine yerleştirilen kron, köprü gibi hastaya uygun diş protezleri ile eksik dişlerin yeri doldurulur. İmplant ile ilgili ne kadar zor ve ağrılı bir işlem olduğuyla ilgili hikayeler duyabilirsiniz ama bu hikayeyi doğru yerden dinlemediğiniz için. İmplant tedavisi dolgu yapılırken uygulanan anestezi ile uygulanır ve neredeyse dolgu işleminden bile daha kolaydır. İmplantın yerleştirilmesi ortalama 5 dakika kadar sürer. Aldığımız genel sorular dahilinde hastalarımız zaten kemikleri eridiği için implantın mümkün olmayacağı veya vücudunun implantı kabul etmeyeceği endişesini dile getiriyorlar. İşlem öncesi mutlaka gördüğümüz tomografiniz ve gerekli kan testlerinin değerlendirilmesi ve önlemlerin alınması bu riski gidermekle birlikte ihtiyaç dahilinde olan diğer kemik, sinüs işlemleri olarak kabaca tabir edeceğimiz cerrahi işlem planlamaları ile bu endişelere mahal kalmıyor. Baş ve boyun bölgesine radyoterapi uygulanmış bireyler, kemik büyüme ve gelişimini tamamlamamış genç bireyler haricinde diğer sağlık problemi olan kişilerde doktorlarıyla konsültasyon yapılarak implant işlemi uygulanabilir. Dişlerin eksik olduğu bölgelerde zamanla çene kemiğinde erime meydana gelir. Diş çekimini takiben implant uygulanması bu erime miktarını önemli ölçüde azaltmaktadır. Komşu dişlerden destek alınmadığından geleneksel köprülere göre daha koruyucu bir uygulamadır. Çenelerde en sondaki dişlerin eksik olduğu durumlarda sabit bir protez yapılamadığında, hasta hareketli bir protezi kabul etmediğinde ve protezin ağız içerisinde oynamasını engellemek için implant gerekmektedir. İmplant uygulamaları genellikle iki aşamada gerçekleştirilir. Daha ileri cerrahi uygulama gerektirmeyen, standart bir implant uygulaması için ilk aşamada implant yerleştirilecek bölgeye lokal anestezi yapılarak bölgenin anestezisi sağlandıktan sonra dişeti dikkatlice kaldırılır. Daha önceden belirlenmiş olan kemik kalınlığı ve yüksekliğine uygun olarak implant için kemikte yer hazırlanarak yerleştirilir. İmplant uygulamasının ikinci aşamasında, implantın kemik ile bütünleşmesi için kemiğin durumuna ve uygulanan çeneye göre belli bir süre bekledikten sonra üzeri kapalı olan implantın üzeri açılarak dişi taklit eden kısım yerleştirilir ve protez işlemlerine başlanır. İmplantın üstüne yapılacak protezin zamanını belirleyen bir çok faktör vardır. Diş hekiminiz ayrıntılı değerlendirme sonrası doğru zamanlamayı, sizin beklentilerinizi de dikkate alarak belirleyecektir. İmplantlar için “ömür boyu garantili” ifadesi duyabilirsiniz. Herhangi bir tedavi ile ilgili ‘’ömür boyu garanti’’ kavramını kullanmak doğru olmadığı gibi implant tedavisi için de bu doğru değildir. Bahsi geçen ‘’garanti’’ implant firmalarının implant vidası için verdiği bir garanti olup, tedavi başarısı ile ilgili değildir. İlerleyen zamanda implantınız düşse bile firma size yeni bir implant sağlayacaktır. Gerekli cerrahi işlemler, kullanılması gereken biomateriyaller garanti kapsamı olarak değerlendirilmemelidir. İmplantların ömrü birçok etkene bağlıdır. Hastanın ağız ve diş genel bakımını sağlayarak sağlığını koruması ile implantlar ömür boyu kullanılabilir. Bunun yanında Lokal risk faktörlerden bahsetmek gerekirse; oral hijyen oral hijyen için erişebilirlik ve protez dizaynı, mikrobiyal biyofilm kompozisyonu, siman fazlalığı, implantın yüzey özellikleri, keratinize dişeti yüksekliği şeklinde sıralanabilir. Genel risk faktörlerden bahsetmek gerekirse; periodontal hastalık geçmişi, diabet, sigara, aşırı oklüzal yükleme, genetik faktörler, alkol bağımlılığı, sistemik hastalıklar, radyasyon terapisi şeklinde sıralanabilir. Hekim tarafından uygun cerrahi ve uygun protez yapılması önem arz etmektedir.

DİŞ VE AĞIZ HASTALIKLARININ BELİRTİLERİi VE NEDENLERİ

Diş ve Ağız Problemlerinin Belirtileri Diş hekiminizi ziyaret etmek için diş ve ağız semptomlarınız (belirti) olana kadar beklememelisiniz. Yılda iki kez diş hekimine gitmek, genellikle siz herhangi bir belirti fark etmeden önce olası sorunu tespit etmelerine yardımcı olacaktır. Diş sağlığı sorunlarına ilişkin aşağıdaki belirtilerden herhangi birini yaşarsanız, mümkün olan en kısa sürede diş hekiminizi görmek için randevu almalısınız: Ağızda bir veya iki hafta içinde iyileşmeyen ülserler, yaralar veya hassas alanlar Fırçalama veya diş ipi kullandıktan sonra kanama veya şişmiş diş etleri Kronik ağız kokusu Sıcak ve soğuk içeceklere ani hassasiyet Diş ağrısı Gevşemiş dişler Diş eti bozulması Çiğneme veya ısırma esnasında ağrı Yüz ve yanağın şişmesi Çenenin tıklanması (ses gelmesi) Çatlak veya kırık dişler Sık ağız kuruluğu Bu semptomlardan herhangi birine yüksek ateş ve yüzde veya boyunda şişme eşlik ederse, acil tıbbi yardım almalısınız. Kocaeli İzmit ve çevre ilçelerde bulunan hastalarımız kliniğimizi ziyaret ederek Ağız sağlığı ve diş bakımı hakkında daha fazla bilgi edinebilirler. Diş ve Ağız Hastalıklarının Nedenleri Ağız boşluğunuz her türlü bakteri, virüs ve mantarı toplayabilir. Bazıları oraya aittir ve ağzınızın normal florasını oluşturur. Küçük miktarlarda genellikle zararsızdırlar. Ancak şeker oranı yüksek yiyecekler asit üreten bakterilerin gelişebileceği koşullar yaratır. Bu asit diş minesini çözer ve diş çürüklerine neden olur. Dişetindeki bakteriler, plak adı verilen yapışkan bir matriste gelişir. Diş fırçalama ve diş ipi ile düzenli olarak çıkarılmazsa plak birikir, sertleşir ve dişinizin uzunluğu boyunca aşağı doğru hareket eder. Bu, diş etlerinizde diş eti iltihabı olarak bilinen duruma neden olabilir. Artan iltihap, diş etlerinizin dişlerinizden çekilmeye başlamasına neden olur. Bu süreç, sonunda ciddi sorunlar yaratır. Diş eti hastalığının bu daha ileri evresine periodontitis denir. Aşağıdakiler dahil diş eti iltihabına ve periodontite neden olan birçok faktör vardır: Sigara içmek Zayıf fırçalama alışkanlıkları Şekerli yiyecek ve içeceklerde sık sık atıştırma Şeker hastalığı Ağızdaki tükürük miktarını azaltan ilaçların kullanımı Aileden geçiş veya genetik Kadınlarda hormonal değişiklikler Asit reflü veya mide ekşimesi Asit nedeniyle sık sık kusma Ağız ve Diş Hastalıklarının Teşhisi Ağız ve dişle ilgili sorunların çoğu diş muayenesi sırasında teşhis edilebilir. Bir muayene sırasında diş hekiminiz aşağıdakileri yakından inceleyecektir: Diş Ağız Boğaz Dil Yanaklar Çene Boyun Diş hekiminiz, teşhise yardımcı olmak için çeşitli tıbbi aletlerle dişlerinize hafifçe vurabilir. Diş hekiminin muayenehanesindeki bir teknisyen, dişlerinizin her birinin görüntüsünü almak için ağzınızın diş röntgenini çekecektir. Hamileyseniz diş hekiminize bu durumu söylemelisiniz. Hamile olan kadınların röntgen çektirmemesi gerekir. Dişlerinizi ölçmek için prob adı verilen bir alet kullanılabilir. Bu küçük cetvel, diş hekiminize diş eti hastalığınız veya diş eti çekilmeniz olup olmadığını anlamaya yardımcı olur. Sağlıklı bir ağızda dişler arasındaki ceplerin derinliği genellikle 1 ile 3 milimetre (mm) arasındadır . Bundan daha yüksek herhangi bir ölçüm dişeti hastalığınız olduğu anlamına gelebilir. Diş hekiminiz ağzınızda herhangi bir anormal durumlarla karşılaşırsa, diş eti biyopsisi yapabilir. Biyopsi sırasında küçük bir doku parçası alınır. Alınan örnek daha sonra kanserli hücreleri kontrol etmek için mikroskop altında incelenmek üzere bir laboratuvara gönderilir. Eğer ağız kanseri şüphesi varsa, diş hekiminiz ayrıca şu görüntüleme testlerini görmek isteyebilir: Röntgen MRI taraması CT tarama Endoskopi Dişlerinizi beyazlatma hizmeti detaylarını öğrenmek için Diş Beyazlatma hakkında ilgili makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

DİŞ KAPLAMA

Diş Kaplama Nedir? Diş kaplamaları, görünümlerini iyileştirmek için dişlerin ön yüzeyine tutturulan ince, diş renginde kaplamalardır. Genellikle porselen kaplama veya reçine kompozit malzemelerden yapılırlar ve dişlerinize kalıcı olarak yapıştırılırlar. Kaplamalar, yontulmuş, kırılmış, rengi bozulmuş veya ortalamadan daha küçük dişler dahil olmak üzere bir dizi farklı kozmetik sorunu tedavi etmek için kullanılabilir. Bazı insanlarda, kırılmış veya yontulmuş bir diş durumunda yalnızca bir kaplama yapılabilir, ancak çoğu, eşit, simetrik bir gülümseme oluşturmak için altı ila sekiz kaplama yapılır. Üstteki ön sekiz diş, en sık uygulanan kaplamalardır. Kaplama Türleri Nelerdir? Diş kaplamaları en çok porselenden yapılır. Geleneksel diş kaplamalarının uygulanması, bazen “hazırlıksız kaplamalar” olarak adlandırılan alternatiflere kıyasla daha yoğun bir hazırlık çalışması gerektirir. Lumineers ve Vivaneeres gibi seçenekleri içeren bu hazırlıksız kaplamaların uygulaması daha az zaman alır. Geleneksel diş kaplamalarının uygulanması tipik olarak diş yapısını aşındırmayı, bazen dişin bir kısmını mineyi geçmiş olsa bile çıkarmayı içerir. Bu, uygun yerleştirmeye izin verir, ancak aynı zamanda geçmesi ağrılı olabilen ve sıklıkla lokal anestezi gerektiren geri dönüşü olmayan bir prosedürdür. Öte yandan, veneerler tabakalar, biraz diş hazırlığı veya değişiklik gerektirebilir, ancak bu değişiklikler minimum düzeydedir. Çoğu durumda, hazır olmayan kaplamalar lokal anestezi gerektirmez. Kaplamalar diş implantları veya kuronlarla aynı değildir. Kaplamalar dişin ön yüzeyini kaplar. İmplantlar ise tüm dişin yerini alır. Kuronlar aynı zamanda tüm dişi kaplarken, kaplamalar dişin sadece ön yüzeyini kaplar (bir gülümseme ile görülebilir) Geleneksel porselen kaplama ile Lumineers gibi “hazırlıksız” kaplamalar arasındaki farklar: Porselen kaplama; dişlerinizin daha beyaz ve daha düz görünmesini sağlar. Dişlerinize kalıcı olarak bağlanırlar. Hazırlık ve başvuru süreci oldukça uzundur. Lumineers kaplama; dişlerinize uygulamak için daha az hazırlık gerektirir. Ancak kaplamalar kadar uzun süre dayanmazlar. Ayrıca ciddi şekilde lekelenmiş veya hasar görmüş dişleri gizlemede o kadar etkili değildirler. Dişlerinizde kaplama gerektiren bir durum gördüğünüzde Dent İzmit uzman diş hekimlerimiz ile iletişime geçebilirsiniz. Diş Kaplamalarının Faydaları Nelerdir? Kaplamaların en büyük yararı, dişlerinizin görünümünü iyileştirmek, size daha parlak ve daha eşit bir gülümseme sağlamaktır. Diş kaplamaları genellikle aşağıdaki kozmetik olayları tedavi etmek için kullanılır: Kırık veya yontulmuş dişler Beyazlatma ile düzeltilemeyen renk değişikliği Dişlerdeki boşluklar Ortalamadan küçük dişler Sivri veya alışılmadık şekilli dişler Kaplamalar, seçtiğiniz kaplama türüne bağlı olarak on yıldan uzun süre dayanabilir ve bu da onları gülümsemenize daha fazla güvenmenizi sağlayacak yarı kalıcı bir yatırım haline getirir. Bu makale ilginizi çekebilir –> Gülüş Tasarımı Kaplamalarınıza Nasıl Bakmalısınız? Diğer diş hekimliği prosedürlerinin aksine, bu işlemin iyileşme süreci uzun sürmez. Kaplamalar yapıştırıldığında, kısa sürede normalde yaptığınız gibi yiyebilir ve çiğneyebilirsiniz. Anestezinin etkisi geçerken yanaklarınızı veya dilinizi çiğnememeye dikkat edin. Bazı durumlarda, kaplamalar uygulandıktan hemen sonra, biraz sert olduklarını fark edebilirsiniz. Bu pürüzlü noktalar birkaç gün normal yeme ve diş fırçalamadan sonra aşınır; Aksi takdirde diş hekiminiz onları düzeltebilir. Sağlık bakanlığının sagligim.gov.tr ağız ve diş sağlığı sayfasından da faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz. Geleneksel porselen kaplamalar tipik olarak 10 ila 15 yıl dayanır ve hazırlıksız veneerler yaklaşık 5 ila 7 yıl dayanır. Belirli önlemler almak, bunlardan mümkün olan en uzun ömrü elde etmenize yardımcı olabilir. Bu önlemler şunları içerir: Herhangi bir sert nesneleri çiğnemeyin. Ambalaj veya paketleri açmak için asla dişlerinizi kullanmayın. Ön dişlerinizle çiğnememeye çalışın. Daha sert yiyecekleri sadece arka dişlerinizle yiyin. Geceleri dişlerinizi gıcırdatır veya sıkarsanız, kaplamalarınızı korumak için bir atel veya tutucu kullanın. Spor yapıyorsanız, ağız koruyucu takmalısınız.

Arama

Önerilenler