Blog

GÜLÜŞ TASARIMI

Dünyayı güzelleştirmek isterseniz, gülümsemeye başlayın. Gülüşünüz de tıpkı parmak izleriniz kadar eşsiz ve özeldir. Bu sebeple gülüş tasarımından söz ediyorken bunun tamamen size özel bir süreç olduğunu bilerek başlamalısınız. Siz de gülüşünüzü saklıyorsanız, gülüşünüzden memnun değilseniz ve ağız ve diş yapınız ile estetik kaygılarınız varsa gülüş tasarımı aradığınız çözüm olabilir. Dişlerdeki renklenmeler ve lekelenmeler, aşınmalar veya dişler arasındaki boşluklar gibi bir çok problem bu yolla çözülebilmektedir. Gülüş tasarımı, estetik diş hekimliği yöntemleri ile yapılır. Yani bu porselen laminalar olabilir, kristal destekli veya zirkonyum destekli kaplamalarla, diş beyazlatma ile beraber bonding sistemleriyle veya bunların kombinasyonuyla yapılır. Tabi bu tedaviler ortodontik tedaviler, gerekli dişeti cerrahileri veya implant tedavileri ile desteklenebilir. Önemli olan hekim ve hastanın beraber görüşüp hastanın ihtiyaçlarının saptanmasıdır. Biz klinik olarak bu işin tamamen dijital tarafında yer almayı tercih ediyoruz. Tasarımlarımızın planlanması ve üretimi noktasında Türkiyenin en iyi laboratuvarları, en iyi seramik artistleri ile çalışıyoruz. Ama bütçesel sıkıntı yaşanma ihtimali de olduğundan mutlaka gülüş tasarımında yine yüksek hassasiyetle çalıştığımız daha ekonomik bir planda barındırmaya çalışıyoruz. Çünkü bizim bu noktada motivasyonumuz hastalarımızın özgürce gülümseyebilmesini sağlamak. Bu sürecin basamaklarından bahsedersek; tasarım için ilk aşama fotoğraf ve video çekimlerinin yapılması ve gerekli ölçüleri alınmasıdır. İlk randevuda kaydedilen veriler hekim tarafından dijital ortamda değerlendirilir ve öngörülen gülüş dizayn edilir. Tasarım modeli üzerinden elde edilen silikon kalıp hastanın dişleri üzerine yerleştirilir. Hekim ve hasta birlikte hasta ağzına uygulanan tasarımı inceler, uygun değişiklikler planlanır. Bu prova seansları ciddi önem taşımaktadır, hastamızın gülüş tasarımını direk kendi ağzında görmesi, hastamızın da onayı ile işlemlerin devam etmesi, onaylamadığı noktaları ifade etmesi ve bu noktaların istenen şekilde değiştirilerek düzeltilmesi prova seanslarının başlıca faydalarındandır. Final tasarımın onaylanması ile belirlenen gerekli yöntemler doğrultusunda gerekli tedavilere başlanır. Bundan sonraki sürecin ne kadar süreceği dişlerin durumuna ve yapılacak işlemlere göre değişkenlik gösterir. Ağız içinde yapılan her işlemde olduğu gibi gülüş tasarımında da işlemler sonrasında hastamızın ağız bakımının tedavi başarısı için çok büyük önem arz ettiğini unutmamak gerekir. Gülüş tasarımında bireyin yüz hatları, dudak şekli, göz, kulak, burun, çene ucu gibi bir çok parametre vardır. Diş formları belirlenirken kişinin tarzıyla dinamik bir armoni sağlanması hesaplanır. Gülüş tasarımı konusunda yapılan bir çok hata da bulunmakta. Diş eti konusunda gerekli önemin gösterilmemesi bunun başında geliyor. Bu sadece benim diş eti hastalıkları uzmanı olmamla alakalı bir hassasiyet değil nasıl sağlıklı bir temel olmadan sağlıklı bir bina düşünemezsek sağlıklı dişetleri olmadan da gülüş tasarımından söz edemeyiz. Bu yüzden işlemler öncesi gerekli periodontal cerrahi işlemleri uygulanmalı ve gerekli iyileşme süreleri beklenmeli. Gülüş tasarımı uygulamaları genelinde yüzeysel bir estetik altında bir çok problem hasta tarafından çok geç olmadan fark edilemeyebilir. Bu sebeple bu kadar kombine ve hassas çalışma gerektiren bir işte en önemli faktör tecrübeli ve güvenilir ellere gülüşünüzü emanet etmenizdir. Bu noktada en aktif kullanılan ve en çok bana danışılan tedavi yöntemlerinden biri de porselen lamina veneerler. Dişin rengini, boyutlarını,şeklini değiştirmek için uygulanabilecek en etkili ve konservatif yöntemdir. Dişteki kötü renkleşmeleri maskelemek ya da dişin şeklini değiştirmek için dişlerin ön yüzeyine yapıştırırlar ve dişte tekrarlanabilecek renklenmelere karşı dirençlidirler. Kalınlıkları bir lensin kalınlığında daha fazla değildir, diş yüzeyinden çok az aşındırma yapıldığı için konservatif ve zararsız bir işlemdir. Estetik çalışmalarda rutin olarak uygulanan, acı vermeyen bir yöntemdir.

Protetik Diş

PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ: DİŞLERDE KAYBEDİLEN İŞLEV, ESTETİK VE SAĞLIĞI YENİDEN KAZANDIRMAK

Gülümseme, kendinize olan güveninizi artırır ve çekiciliğinizi yansıtır. Ancak, diş kaybı, diş deformiteleri veya diş hasarları gibi durumlar gülümsemenizi etkileyebilir. Protetik diş tedavisi, kaybedilen veya hasar görmüş dişlerin onarılması ve gülümsemenin yeniden kazanılması için etkili bir çözüm sunar. Protetik Diş Tedavisi Nedir? Protetik diş tedavisi, dişlerin kaybı, hasarı veya deformitesi durumunda doğal diş fonksiyonlarını geri kazandırmak ve estetik bir gülümseme elde etmek amacıyla kullanılan tedavi yöntemlerini içerir. Bu tedavi, kişinin ağız yapısını, çiğneme fonksiyonunu ve konuşmasını düzeltmek için çeşitli protezlerin kullanılmasını içerir. Protetik diş tedavisinde kullanılan protezler, kişiye özgü olarak hazırlanır ve ağız yapısına uygun bir şekilde yerleştirilir. Protezler, kaybedilen veya hasar gören dişlerin yerini alır, çiğneme fonksiyonunu düzeltir ve estetik bir görünüm sağlar. Protetik diş tedavisi, hem fonksiyonel hem de kozmetik faydalar sunar ve kişinin yaşam kalitesini artırır. Protetik Diş Tedavisi Hangi Durumlarda Yapılır? Protetik diş tedavisi, başta diş kaybı olmak üzere diş kaybının önlenmesi gerektiği durumlarda uygulanabilen bir tedavi yöntemidir. Bu durumlardan bazıları şunlardır: Diş Kaybı: Bir veya daha fazla dişin kaybı durumunda, protetik diş tedavisi kullanılabilir. Kaybedilen dişlerin yerini almak için protezler kullanılarak fonksiyonel ve estetik bir gülümseme sağlanır. Diş Hasarı: Dişlerde hasar, çatlak veya kırıklar olduğunda protetik diş tedavisi uygulanabilir. Hasarlı dişler, porselen kuronlar veya diğer protezler kullanılarak onarılabilir, şekil ve işlevsellik geri kazandırılabilir. Diş Deformiteleri: Dişlerin şekil, boyut veya konumunda deformiteler bulunduğunda protetik diş tedavisi tercih edilebilir. Porselen kaplamalar veya veneerler gibi protezler kullanılarak estetik düzeltmeler yapılabilir. Çene Yapısı Değişiklikleri: Çene kemiği kaybı veya deformiteleri sonucunda dişlerin desteklenmesi zorlaşabilir. İmplantlar veya diğer protezler kullanılarak çene yapısı düzeltilerek dişlerin doğru bir şekilde yerleştirilmesi sağlanabilir. Diş Eksikliği ile İlgili Sorunlar: Diş eksikliği nedeniyle çiğneme fonksiyonunda bozukluklar, konuşma problemleri veya yüz estetiğinde değişiklikler ortaya çıkabilir. Protetik diş tedavisi, bu tür sorunları gidermek ve diş eksikliğinin etkilerini azaltmak için kullanılabilir. Protetik Diş Tedavisinde Kullanılan Protez Türleri Nelerdir? Protetik diş tedavisinde yaygın olarak kullanılan protez türleri aşağıdaki gibi sıralanabilir: Sabit Protezler Porselen Kuronlar: Hasar görmüş veya zayıflamış dişlerin üzerine uygulanan porselen kaplamalardır. Estetik bir görünüm sağlar ve dişin fonksiyonunu geri kazandırır. Köprüler: Bir veya daha fazla dişin kaybı durumunda kullanılan protezlerdir. Kaybedilen dişlerin yerini doldurur ve diğer dişlere destek olur. İmplant Üstü Protezler: Diş implantları üzerine yerleştirilen ve sabit bir şekilde tutulan protezlerdir. İmplantlar sayesinde güçlü bir tutuş sağlar. Çıkarılabilir Protezler Total Protezler: Tam dişsizlik durumunda kullanılan protezlerdir. Alt veya üst çenedeki tüm dişlerin yerini alır ve çıkarılabilir bir şekilde kullanılır. Parsiyel Protezler: Kısmi dişsizlik durumunda kullanılan protezlerdir. Diş eksikliği olan bölgeye uyarlanır ve kalan doğal dişlere tutunarak yerinde durur. Hibrit Protezler Hibrit protezler, sabit ve çıkarılabilir protezlerin bir kombinasyonunu temsil eder. İmplantlar üzerine sabitlenmiş bir köprü bölümü ile çıkarılabilir protez bölümünü birleştirir. Estetik ve fonksiyonel bir çözüm sunar. Overdenture Protezler Overdenture protezler, doğal diş köklerine veya implantlara dayanan ve çıkarılabilir bir şekilde kullanılan protezlerdir. Bu protezler, daha iyi bir tutuş ve destek sağlar. Her hasta için en uygun protez türü, diş hekiminin değerlendirmesi ve tedavi planlaması doğrultusunda belirlenir. Kişiye özgü ihtiyaçlar, estetik tercihler ve sağlık durumu göz önünde bulundurularak uygun protez seçimi diş hekiminiz tarafından yapılır. Protetik Diş Tedavisi Avantajları Nelerdir? Kaybedilen veya hasar gören dişlerin yerine konulan protezler, doğal dişlere benzer bir görünüm sağlar. Böylece kişi daha sağlıklı, düzgün ve çekici bir gülümsemeye sahip olur. Kaybedilen veya hasar gören dişlerin yerine konulan protezler, çiğneme işlevini düzeltir ve konuşma problemlerini giderir. Bu da kişinin günlük yaşamda daha rahat bir şekilde yemek yemesini, konuşmasını ve iletişim kurmasını sağlar. Dişlerin eksikliği veya deformiteleri nedeniyle özgüveni azalan kişiler, protetik diş tedavisi ile daha iyi bir görünüm elde ederek özgüvenlerini yeniden kazanır. Protezler, diş kaybı durumunda zamanla erimeye başlayan çene kemiğine uygulanan baskıyı dağıtarak kemiğin korunmasını sağlar. Bu sayede çene kemiği kaybı engellenir veya azaltılır. Doğru malzemelerin kullanılması ve profesyonel bir şekilde uygulanması durumunda, protezler uzun yıllar boyunca dayanıklılığını korur ve fonksiyonunu sürdürür. Protetik diş tedavisi, kişinin yaşam kalitesini artıran ve ağız sağlığını geliştiren bir tedavi yöntemidir. Diş hekiminiz, size özel bir tedavi planı oluşturarak ihtiyaçlarınıza uygun protetik diş tedavisi seçeneklerini sunacaktır.

Diş Beyazlatma

DİŞ BEYAZLATMA

Güzel bir gülümseme, özgüveninizi artırır ve çekiciliğinizi yansıtır. Ancak, yaşlanma, beslenme alışkanlıkları, kahve, çay veya sigara gibi alışkanlıklar ve diğer faktörler nedeniyle dişlerimiz zamanla lekelenmeler ve sararmalar olabilir. Diş beyazlatma tedavisi bu sorunu çözmek için etkili bir yoldur. Diş Beyazlatma Tedavisi Nedir? Diş beyazlatma, dişlerin rengini açmak ve daha beyaz bir görünüm elde etmek için uygulanan bir işlemdir. Dişlerin zamanla renk değiştirmesi, çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Diş beyazlatma işlemi, bu renk değişikliklerini gidermek ve dişlerin daha beyaz ve estetik bir görünüme sahip olmasını sağlamak için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Dişlerdeki Renklenmelerin Sebepleri Nelerdir? Dişlerdeki renklenme çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Bu faktörler şu şekilde sıralanabilir: Yiyecek ve İçecekler: Kahve, çay, kırmızı şarap gibi leke oluşturan içecekler dişlerin üzerinde lekelenmeye neden olabilir. Aynı şekilde bazı yiyecekler de dişlerin renklenmesine katkıda bulunabilir, özellikle renkli soslar, meyve suları ve baharatlı yiyecekler. Sigara ve Tütün Ürünleri: Sigara içmek ve tütün ürünleri kullanmak dişlerde sararma ve lekelenmeye yol açabilir. Nikotin ve diğer kimyasallar diş minesine yapışarak renk değişikliklerine neden olabilir. Yetersiz Ağız Hijyeni: Dişlerin düzenli ve etkili bir şekilde fırçalanmaması, diş plağının birikmesine ve tartar oluşumuna yol açar. Tartar, sarı veya kahverengi bir görünüm oluşturabilir ve dişlerin renklenmesine katkıda bulunabilir. Yaşlanma: Yaş ilerledikçe, diş minesinin üzerindeki beyazlatıcı etkisi azalır ve dentin tabakası daha belirgin hale gelir. Bu da dişlerin daha sarı veya koyu renkte görünmesine neden olabilir. Genetik Faktörler: Bazı insanlar genetik olarak dişlerinin daha beyaz veya daha sarı olmasına yatkındır. Genetik faktörler, dişlerin renklenmesinde belirleyici bir rol oynayabilir. Travma veya İlaç Kullanımı: Diş travması veya bazı ilaçların (örneğin tetrasiklin) uzun süreli kullanımı, dişlerde renk değişikliklerine neden olabilir. Diş İçi Enfeksiyonlar: Diş kökü enfeksiyonları veya diş çürükleri gibi diş içi sorunlar, dişlerin renklenmesine yol açabilir. Bu faktörlerin kombinasyonu veya bireysel olarak etkileri, dişlerdeki renklenmenin derecesini ve türünü belirler. Diş Beyazlatma Tedavisi Yöntemleri Nelerdir? Diş beyazlatma yöntemleri, diş hekimleri tarafından uygulanan ve etkili sonuçlar veren yöntemlerdir. Bu yöntemler şunlardır: Klinik Diş Beyazlatma: Bu yöntemde diş hekimi, özel bir jel veya solüsyon kullanarak dişlerin üzerindeki lekeleri ve renk bozukluklarını giderir. İntraoral Beyazlatma: Bu yöntem genellikle dişin iç kısmındaki renk bozukluklarının giderilmesi için kullanılır. İntraoral beyazlatma genellikle tek seansta uygulanır. Veneerler: Veneerler, dişlerin ön yüzeyine yapıştırılan ince porselen veya kompozit tabakalardır. Veneerler, dişlerin rengini ve şeklini düzeltmek için kullanılır. Veneerler sayesinde dişler beyazlatılabilir ve estetik bir görünüm elde edilebilir. Diş Kaplama: Diş kaplama, dişlerin üzerine yerleştirilen ve dişin rengini ve şeklini düzeltmek için kullanılan ince porselen veya kompozit kaplamalardır. Diş kaplamaları, dişlerin beyazlatılmasına ve estetik bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur. Bu yöntemlerin hangisinin kullanılacağına, diş hekiminin muayenesi ve değerlendirmesi sonucunda karar verilir. Her bireyin diş beyazlatma ihtiyaçları farklıdır, bu yüzden diş hekiminiz size en uygun yöntemi önerecektir. Diş beyazlatma işlemi zararlı mıdır? Diş hekimi kontrolünde yapılan beyazlatma işlemi güvenli bir prosedürdür ve herhangi bir zararı yoktur. Dişlerdeki renklenmeler ve ihtiyaçlar herkes için farklı olabilir, bu nedenle diş hekiminizle görüşerek size özgü bir tedavi planı oluşturmanız oldukça önemlidir.

Ortodonti

ORTODONTİ: SAĞLIKLI VE ESTETİK BİR GÜLÜMSEME

Gülümsememiz, ilk izlenimimizi oluşturan ve bizi daha çekici kılan önemli bir faktördür. Ancak, düzensiz dişler, çene uyumsuzlukları veya dişlerin hizalanmasındaki problemler gülümsememizi olumsuz etkileyebilir. Neyse ki, ortodonti, bu sorunların üstesinden gelmek ve sağlıklı, estetik bir gülümseme elde etmek için bize yardımcı olan bir diş hekimliği dalıdır. Ortodonti Nedir? Ortodonti, dişlerin ve çene yapısının düzeltilmesi ve hizalanmasıyla ilgilenen bir diş hekimliği dalıdır. Bu alan, düzensiz dişlerin tedavisi, çene uyumsuzluklarının düzeltilmesi için çeşitli tedavi yöntemlerini içerir. Ortodontistler, dişlerin, çenelerin ve yüzün birlikte çalışmasını inceleyerek, estetik ve fonksiyonel olarak uyumlu bir gülümseme sağlamak için çeşitli tedavi planları uygularlar. Ortodontik sorunlar, kişinin gülümsemesini etkileyebilir, estetik kaygılara yol açabilir ve ayrıca dişlerin temizlenmesi ve çiğneme işlevinin düzgün şekilde yerine getirilmesi gibi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ortodontik Sorunlar Nelerdir? Ortodontik sorunlar, dişlerin düzensiz hizalanması, çene ilişkisi bozuklukları ve dişlerin çene yapısıyla uyumsuz olduğu durumları içerir. Bu sorunlar genellikle genetik faktörler, çene gelişimiyle ilgili problemler veya travma gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bazı ortodontik sorunlar: Dişlerin Düzensiz Hizalanması Çapraşık Dişler: Dişlerin birbiri üzerine bindiği veya çapraz bir şekilde yer aldığı durumlardır. Sıkışık Dişler: Çene yapısının sınırlı olması nedeniyle dişlerin yetersiz alanda hizalanmasıdır. Açık Dişler: Dişler arasında boşluklar bulunması durumudur. Çene İlişkisi Sorunları Ön Dişler: Üst dişlerin alt dişlerin önünde olmasıdır. Arka Dişler: Alt dişlerin üst dişlerin önünde olduğu durumlardır. Çapraz Kapanış: Üst ve alt dişlerin çapraz şekilde yer almasıdır. Diş Eksiklikleri: Doğuştan eksik olan veya travma sonucu kaybedilen dişler. Dişlerin Uyum Problemleri Protrüzyon: Ön dişlerin normalden fazla öne çıkık olduğu durum. Retrognati: Üst ve alt çenelerin geriye doğru yerleştiği durum. Dişlerin Eksik Uyumlu Olması: Dişlerin çene yapısına uygun olmadığı durumlar. Ortodontik sorunlar, estetik kaygıların yanı sıra çiğneme fonksiyonunu, konuşmayı ve genel ağız sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle, ortodontik tedavi bu sorunları düzeltmek ve sağlıklı bir gülümseme ve uyumlu bir çene yapısı elde etmek için önemlidir. Tedavi seçenekleri, sorunun ciddiyetine, yaşa ve hastanın tercihlerine göre belirlenir. Ortodontik Tedavinin Gerekli Olduğu Durumlar Nelerdir? Dengeli olmayan yüz ve çene yapısı Ağızdan solunum Parmak emme, tırnak yeme, yanak – dudak ısırma durumları Uzun süre emzik ve biberon kullanma Çiğneme ve konuşmada zorlanma İleride veya geride konumlanan çene yapıları Önde konumlanmış dişler Çapraşık, yanlış yerde konumlanmış dişler veya gömük dişler Süt dişlerin erken ya da geç kayıpları Alt ve üst dişlerin hiç temas etmemesi durumlarında vakit kaybedilmemesi önemlidir. Ortodontik Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Ortodontik tedavi yöntemleri, dişlerin ve çenenin düzeltilmesi ve hizalanması için kullanılan çeşitli yöntemleri kapsar. Ortodonti tedavisinde sıkça kullanılan yöntemler aşağıdaki gibidir: Geleneksel Metal Braketler (Diş Teli) Bu yöntemde, dişlerin ön yüzeyine küçük metal braketler yapıştırılır ve braketler birbirine bağlayan tellerle desteklenir. Bu teller, dişlerin hizalanmasını ve düzelmesini sağlamak için düzenli olarak ayarlanır. Seramik Braketler Geleneksel metal braketlere benzer şekilde çalışan seramik braketler, dişlerin daha doğal ve estetik bir görünüm kazanmasını sağlar. Seramik braketler, diş rengine daha yakın bir renkte olabilir ve daha az fark edilirler. Şeffaf Plaklar Şeffaf plaklar, özel olarak hazırlanan ve dişlere uygun şekilde oturan özel plastik plaklardır. Tedavi sürecinde, plaklar düzenli olarak değiştirilir ve dişlerin hareketini sağlamak için kontrollü bir şekilde uygulanır. Şeffaf plaklar, estetik açıdan avantajlıdır ve çıkarılabilir oldukları için temizlik ve yemek gibi günlük aktivitelerde kolaylık sağlar. Lingual Braketler Lingual braketler, dişlerin arka yüzeyine, dile yakın bir şekilde yapıştırılan braketlerdir. Bu sayede, braketlerin görünürlüğü en aza indirilir. Lingual braketler, estetik kaygısı olan kişiler için tercih edilebilir, ancak dil ile uyum sağlamak biraz daha zor olabilir. Hareketli Apareyler Hareketli apareyler, genellikle çene ilişkisi problemlerinin düzeltilmesi veya dişlerin hafif düzeltmesi için kullanılır. Bunlar, çene ve dişler üzerinde baskı uygulayan özel cihazlardır ve düzenli olarak ayarlanarak tedavi süreci ilerler. Ortodontik tedavi yöntemleri, her bireyin ihtiyaçlarına ve tedavi gereksinimlerine bağlı olarak değişebilir. Ortodontik Tedavi Süreci Nasıldır? Ortodontik tedavi süreci, hastanın ihtiyaçlarına, tedavi planına ve kullanılan yöntemlere bağlı olarak farklılık gösterebilir. Ancak genel olarak aşağıdaki adımları içerir: Muayene ve Teşhis: İlk aşamada, bir ortodontist tarafından detaylı bir muayene yapılır ve dişlerin, çenenin ve yüz yapısının incelenmesi sağlanır. Röntgenler, diş izlenimleri ve fotoğraflar gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bu aşamada, hastanın ortodontik sorunları belirlenir ve tedavi ihtiyaçları değerlendirilir. Tedavi Planlaması: Ortopantomografi, çene filmi ve diğer görüntüleme yöntemleri kullanılarak detaylı bir tedavi planı oluşturulur. Bu plan, dişlerin nasıl hizalanacağı, çene ilişkisinin nasıl düzeltileceği ve kullanılacak tedavi yöntemlerinin belirlenmesini içerir. Braketlerin veya Plakların Yerleştirilmesi: Tedavi başlangıcında, uygun tedavi yöntemleri kullanılarak dişlere veya çeneye yerleştirme işlemi yapılır.. Bu adımda, dişlerin ve çenenin düzeltilmesi için gereken kuvvetler ve ayarlamalar yapılır. Düzenli Kontroller: Ortodontik tedavi sürecinde, düzenli kontroller yapılır. Bu kontrollerde, braketler veya plaklar düzeltilir, teller ayarlanır ve gerekirse ek tedavi adımları uygulanır. Tedavi Sürecinin İzlenmesi: Ortodontik tedavi süreci boyunca, dişlerin hareketi ve çene ilişkisinin düzelmesi izlenir. Röntgenler, fotoğraflar ve diğer değerlendirme yöntemleri kullanılarak ilerleme takip edilir ve tedavi planı gerektiğinde revize edilebilir. Tedavi Sonrası Süreç: Tedavi tamamlandığında, braketler çıkarılır veya şeffaf plaklar kullanımı sona erer. Bu aşamada, çoğunlukla retainer adı verilen özel bir aparey kullanılır. Retainer, dişlerin yeni pozisyonlarını korumak için kullanılır ve belirli bir süre boyunca düzenli olarak takılır. Ortodonti, düzensiz dişler, çene uyumsuzlukları ve diğer diş problemleriyle başa çıkmak için etkili bir çözümdür. Diş hekiminiz, dişlerinizin ve çene yapısının incelenmesi sonucunda ihtiyaçlarınıza uygun bir tedavi planı oluşturacak ve sizin için en uygun tedavi yöntemini belirleyecektir.

ENDODONTİ: KÖK KANAL TEDAVİSİ

Diş sağlığı, genel sağlığımızın önemli bir parçasıdır ve dişlerde oluşabilecek problemler zamanında tedavi edilmezse ciddi sorunlara yol açabilir. Bu problemlerden biri de kök kanal enfeksiyonlarıdır. Endodonti olarakta bilinen kök kanal tedavisi, dişleri kurtarmak ve ağız sağlığını korumak için etkili bir tedavi seçeneğidir. Endodonti Nedir? Endodonti, dişin iç yapısını ve kök kanallarını tedavi eden bir diş hekimliği dalıdır. Dişin iç kısmında, mine ve dentin tabakalarının altında, canlı bir doku olan pulpa bulunur. Pulpa, damarlar, sinirler ve bağ dokusundan oluşur. Kök kanalları ise pulpanın içinden geçen dar kanallardır ve dişi çene kemiğine bağlar. Endodonti, kök kanal enfeksiyonlarını, pulpa iltihaplarını ve dişin iç yapısındaki diğer sorunları tedavi eder. Bu tür sorunlar genellikle ağrı, hassasiyet ve diş apsesi gibi belirtilerle kendini gösterir. Endodontik tedavi, enfekte veya hasar görmüş pulpayı çıkartarak, kanalları temizleyerek dezenfekte etme ve daha sonra bu kanalları dolgu malzemeleriyle doldurma işlemidir. Kök Kanal Enfeksiyonlarının Nedenleri ve Belirtileri Nelerdir? Kök kanal enfeksiyonları, dişin iç yapısında bulunan pulpanın enfekte olmasıyla ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar genellikle aşağıdaki nedenlere bağlı olarak gelişebilir: Derin Çürük: Diş çürüğü ilerlediğinde, bakteriler dişin mine ve dentin tabakalarını aşarak pulpaya ulaşabilir. Bu da pulpanın enfekte olmasına neden olabilir. Travma veya kırık diş: Dişe gelen bir darbe, kırık veya çatlaklar pulpanın zarar görmesine yol açabilir. Zarar gören pulpa enfekte olabilir. Yapay restorasyonlar: Yetersiz bir dolgu veya diş dolgusu sızdırmaları, dişteki bakterilerin pulpaya ulaşmasına ve enfeksiyon oluşmasına neden olabilir. Kök kanal enfeksiyonlarının bazı belirtileri ise şunlar olabilir: Ağrı: Enfekte pulpa, şiddetli ve sürekli bir diş ağrısına neden olabilir. Ağrı genellikle hassasiyetle birlikte artar. Hassasiyet: Sıcak, soğuk veya tatlı yiyecekler ve içeceklerle temas ettiğinde dişte hassasiyet hissi oluşabilir. Şişlik: Enfeksiyon varsa, diş etlerinde şişlik veya apse oluşabilir. Bu durumda çiğneme veya dokunma sırasında rahatsızlık hissedilebilir. Renk değişikliği: Enfekte pulpa, dişin renginde değişikliğe neden olabilir. Dişte koyu renkli lekeler veya diş renginde belirgin bir değişiklik fark edilebilir. Diş eti akıntısı: Enfeksiyonlu bir kök kanal, diş etlerinde akıntıya neden olabilir. Bu akıntı kötü bir tat veya koku ile birlikte gelebilir. Diş hareketliliği: İlerlemiş bir kök kanal enfeksiyonu, dişin yerinden oynamasına veya hareket etmesine neden olabilir. Kök Kanal Tedavisi Aşamaları Nelerdir? Kök kanal tedavisi genellikle birkaç seansta tamamlanabilir. İlk seansta pulpa çıkarılır ve kök kanalları temizlenir. Ardından, bir sonraki seansta kök kanalları dezenfekte edilir ve doldurma işlemi gerçekleştirilir. Tedavi süresi, enfeksiyonun şiddetine, dişin konumuna ve karmaşıklığına bağlı olarak değişebilir.Kök kanal tedavisi sonrasında, diş hekiminiz dişin restorasyonunu tamamlar. Restorasyon, dişin gücünü ve yapısını geri kazandırır ve ağız sağlığını korur. Kök Kanal Tedavisinin Avantajları Nelerdir? Kök kanal tedavisi, dişin korunmasını sağlamak ve çekilmesini önlemek için yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavinin birçok avantajı vardır: Enfekte veya hasarlı bir pulpa nedeniyle tehlikede olan bir dişin içindeki enfeksiyonu ve iltihabı temizleyerek, dişin doğal yapısını korur. Bu sayede, diş çekimi gerçekleşmez ve boşluğun estetik veya fonksiyonel sorunlara yol açması engellenir. Enfekte pulpa, genellikle ciddi ağrı, hassasiyet ve rahatsızlık hissine neden olur. Kök kanal tedavisi, enfeksiyonu ortadan kaldırarak ağrının azalmasını ve rahatlamanızı sağlar. Ayrıca, tedavi süreci sırasında lokal anestezi kullanıldığından, tedavi sırasında da ağrı hissetmezsiniz. Kök kanal tedavisi, dişin yapısını ve dayanıklılığını geri kazandırır, böylece doğal çiğneme fonksiyonunu sürdürmenizi sağlar. Bu da yiyecekleri düzgün bir şekilde çiğnemenizi ve sindirime yardımcı olur. Diş çekimi sonrası oluşan boşluklar, estetik açıdan hoş olmayan bir görünüme neden olabilir. Kök kanal tedavisi, dişin korunmasını sağladığı için estetik bir sorun oluşmaz. Restoratif prosedürlerle, dişin doğal görünümü geri kazanılır ve estetik bir sonuç elde edilir. Kök kanal tedavisi, dişin iç yapısını tedavi ederek uzun vadeli bir çözüm sunar. İyi bir şekilde uygulandığında, tedavi sonrasında dişin fonksiyonunu ve sağlamlığını yıllarca sürdürebilirsiniz. Diş hekiminizin önerilerini dikkate alarak düzenli diş bakımı yapmanız, tedavinin uzun ömürlü olmasına yardımcı olur. Kök kanal tedavisi, dişin korunması ve doğal yapıya dönmesi için etkili bir tedavi yöntemidir. Kök kanal tedavisi için en doğru planlamayı ve tedavi sürecini diş hekiminiz belirleyecektir.

Pedodonti(Çocuk Diş Hekimliği)

PEDODONTİ(ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ)

Pedodonti(Çocuk Diş Hekimliği) Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organisation-WHO) ve Amerikan Pediatrik Diş Hekimleri Birliği ilk diş hekimi muayenesinin ilk diş çıktıktan sonra yapılmasını (genellikle 6 ay – 1 yaş arasında) önermektedir. Bu kadar küçük bir yaşta diş hekimi kontrolünün gerekliliğini sorgulayabilirsiniz ama çocuk diş hekimlerinin öncelikli görevi; çocuklarınızı diş çürüklerinden korumaktır. Erken yaşta yapılan bu ilk muayenede amaç; sizlere bebeğinizin dişlerinin çürümesini önlemek için neler yapmanız gerektiğini göstermek ve düzenli aralıklarla sizi kontrollere çağırarak diş sağlığını kontrol etmektir. İlk diş muayenesinde amacımız ayna ve ışık ile çocukların tüm dişlerine bakıp var olan sorunları ve tedavi alternatifleri ebeveyn ile paylaşmaktır. En önemli konulardan biri olan beslenme ve koruyucu uygulamalar hakkında anne ve baba bilgilendirilir. Çocuklarımızın herhangi bir ağrı durumu ile klinik ortamına girmesinin önüne geçerek tanışma seansı adı verdiğimiz bu  seanslarla klinik ve kullanılan malzemeleri tanıtıp herhangi bir fobi oluşmasının önüne geçmekteyiz. Çocuğunuza diş tedavisinin korkulacak bir yanı olmadığını anlatırsanız, kolaylıkla diş hekimine götürebilirsiniz. Ancak genelde ebeveynler dişçiye gitmeyi bir korku unsuruna dönüştürür. Bu nedenle: çocuğun diş hekimine götürülmesi bir ceza anlamı taşımamalıdır. Tam aksine severek gideceği bir ortam yaratılmalıdır.Dikkat edilmesi gereken başka bir konu da, diş hekimine gitme ile çocuğun maruz kalacağı ağrı olayı arasında bir çağrışım uyandırmamaktır. Çocuğa “Dişin hiç ağrımayacak”, “Doktor iğne yapmayacak” diyerek onu yanıltmak ilerideki tedavileri güçleştirir.Diş hekimi ile çocuğun iyi bir diyalog kurması, çocuğun korkusunu yenmesine yardımcı bir faktördür. Bunun için diş hekiminin sorduğu sorulara çocuğun kendisinin yanıt vermesine izin verilmelidir. Çocuk Diş hekimliğinde öncelikli hedefimiz ebeveynlerin rolünü belirlemek ve süt dişlerinin öneminin kavrandiğindan emin olmak. Süt dişlerinin görevi öncelikle, bebeğinizin düzgün beslenmesine olanak sağlamaktır. Süt dişler, bebeğinizin ilk yıllarında katı besinleri rahatça çiğneyebilmesini sağlar. Bir diğer önemli görevi ise konuşmanın düzgün bir şekilde gelişebilmesine olanak sağlamalarıdır. Bir çocuğun konuşmasının düzgün olması, süt dişlerinin varlığına bağlı olarak meydana gelmektedir. Süt dişlerinin fonksiyonları arasında sayılan bir diğer önemli görev ise gelecek kalıcı dişler için yer tutmak, diş etini yerine gelecek kalıcı diş için korumak ve kalıcı dişin sürdüğü zaman aralığında bu güçlü dişe rehberlik yapmaktır. Eğer süt dişi çekilirse ne yazık ki kalıcı diş için koruyuculuk yapma fonksiyonu ortadan kalkmış olacaktır. Bebeklerde beslenmenin çürük oluşumundaki rolunü unutmamalıyız. Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın. Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin. Ilk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin. Çocuklarımızın diş sağlığı için ilk adım sizlerin onlar için bir ayna olması. Bir çok psikolog ve pedagoga göre, çocuklar ebeveynlerini taklit etmeyi seviyorlar. Bu nedenle ağız ve diş sağlığı bakımını bir aile rutini yapmak harika bir yöntem olacaktır. Çocuğunuza kendi yumuşak kıllı diş fırçasını seçmesine izin verin. Kendi fırçasını seçmesi kendini kontrolde hissetmesini sağlar ve kullanmak için heves etmesine yardımcı olabilir. Diş fırçasını 45 derece ile tutarak ve ardından diş eti çizgisi boyunca küçük dairesel vuruşlar yaparak onlara diş fircalamasini öğretin. Çocuklar yemeklerden sonra günde en az iki kez olacak şekilde iki dakika şeklinde dişlerini fırçalamalılar. Bu fırçalama daha küçük yaşlarda önce çocuğun fırçalamasına izin verip sonra sizin desteğiniz ile tamamlanabilir. Süt dişlerinin yapısı ve şekli kalıcı dişlerden çok farklıdır. Süt dişlerinde iç kısımda damar ve sinirlerin bulunduğu pulpa dokusu yüzeye çok yakındır. Süt dişlerinde çürükler çok hızlı bir şekilde ilerler. Bu nedenle kalıcı dişlerde olduğu gibi süt dişlerinde de koruyucu tedavilerin yapılması çok önemlidir. Dişleri, çürümeden önce korumak her zaman daha kolay ve daha sağlıklıdır. Koruyucu tedaviler flor ve fissür örtücü olarak ikiye ayrılır. Flor, dişlerde çürük oluşumunu önleyici etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış bir mineraldir. Diş macunlarında, ağız gargaralarında, diş sağlığı ürünlerinde çürük önleyici olarak kullanılır.Birçok yiyecek ve içecekte belirli oranlarda bulunur. Diş hekimliği koruyucu uygulamalarında uzun yıllardır çürük önleyici olarak kullanılır. Florlu diş macunları ve ağız gargaraları günlük ağız ve diş bakımında önemli bir yer tutar. Diş hekimliği kliniğinde ise profesyonel flor uygulamaları jel, köpük ya da cila şeklinde uygulanır. Flor, diş minesinin yapısına katılarak daha dirençli bir yapı oluşturur ve çürük yapıcı bakterilerin zararlarına karşı koruma sağlar. Ayrıca flor, başlangıç çürüklerinin durdurulmasında da etkilidir. Türk Pedodonti Derneği (TPD) ve Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB)’ nin 2016 yılında yayınladığı “Flor Durum Raporu”nda dişhekimliğinde çürük önlemek için kullanılan oral flor kaynaklarının toksik dozda flor içermediği ve güven verici olduğu bildirilmiştir. Diş hekimlerinin uyguladığı uygun dozlardaki florun insan sağlığı üzerine zararı yoktur ve güvenlidir. Fissür örtücü ise dişleri çürük oluşumundan koruyucu diğer bir uygulamadır. Dişlerin üzerinde, özellikle azı dişlerinin çiğneme yüzeylerinde girintili çukurcuklu alanlar vardır. Fissür örtücü uygulaması ile dişlerin besin ve bakteri tutunmasına elverişli çukurcuklu ve girintili bölgeleri dolgu benzeri bir materyal ile örtülür. Böylece diş yüzeylerinin temizlenmesi kolaylaşır ve bu bölgelerde çürük oluşumu engellenmiş olur. Fissür örtücü uygulamasının amacı, dişlerin çürüğe yatkın girinti ve çukurcuklarında besin birikimini engellemek, bu bölgeleri daha kolay temizlenebilir hale getirmek ve böylece çürük oluşumunu engellemektir. Çocuklarınızı tedaviye getirirken nelere mi dikkat etmelisiniz? Tedavi randevularına özellikle anne-baba olarak sizlerin getirmesini tercih ediyoruz. Çocuğunuzu tedavi randevusuna aksi söylenmediği sürece mutlaka tok getiriniz. Diş tedavilerini çok uyumlu olarak yaptıran çocuklar, yoruldukları ve sıkıldıkları zaman bir anda çok uyumsuz olabilirler. Bu durum, sonraki randevularını da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle çocuklarınıza ve hekiminize daha çok işlem yapılması yönünde ısrar etmeyin. Çocuğunuz tedavi olurken ona “acıyor mu? yoruldun mu?” gibi motivasyonlarını bozabilecek sorular yöneltmeyin.

BRUKSİZM

BRUKSİZM

BRUKSİZM Bruksizm gün boyunca veya uyku sırasında istem dışı, fonksiyonel olmayan, ağız içi yumuşak ve sert dokularda çeşitli olumsuz değişikliklere yol açan diş gıcırdatma ve veya diş sıkma biçimindeki çiğneme sistemi rahatsızlığıdır. Bruksizm oldukça sık görülen bir rahatsızlık olmakla birlikte, çoğu insan bu alışkanlığının farkında bile değildir. Bu durum her yaşta görülebilir. Son yıllarda bruksizm şikayetiyle başvuran hasta sayısında artış görülmektedir. Her yaş döneminde görülmekle birlikte özellikle cocuklarda bruksizm görülme oranında artış olmaktadır. 4-6 yaş çocukların %31’inde diş gıcırdatma , % 56’sında parmak emme, %55’inde tırnak yeme ve bunlara bağlı eklem problemleri belirlenmiştir. 7-14 yaşları arasındaki çocuklarda bruksizm oranı %77 olarak bulunmuştur. 3 yaşındaki cocuklarda dahi plak kullanılması gerekli olabilir. Normal çiğneme kuvveti 27 kg’dır. Dişler sıkıldığında uygulanan ısırma kuvveti 400 kg’a kadar çıkabilmektedir. Kol kası yapmak için 5 kg’lık ağırlıkla çalışıldığı düşünülürse, çene kası ve eklemini gece boyunca ne kadar zorladığımızı daha iyi anlayabiliriz. Çiğneme kasının büyümesi ile yüzün ovalliğini de artar. Yüzde asimetri oluşturur ve estetik görünümü etkiler. Bruksizmin nedeni halen tam olarak bilinmemektedir. Bruksizm etyolojisi ile ilgili yapılan çalışmaların çoğu, bilimsel araştırmalarla güvenilir bir tanı konulabilmesi açısından daha uygun olan ve özellikle geceleri meydana gelen nokturnal bruksizm üzerine odaklanmıştır, ancak nokturnal bruksizmin etyolojisi tartışmalıdır. Bruksizmin tanımı ve tanı yöntemleri ile ilgili bir fikir birliğinin olmaması da bruksizme neden olan faktörün veya faktörlerin ortaya konmasını güçleştirmektedir. Araştırmacılar, bruksizme dental, sistemik ve psikolojik faktörlerin yol açtığı üzerinde durmaktadırlar. Son yıllarda bruksizmin anksiyete ve strese bir yanıt olarak geliştiği daha fazla kabul görmektedir. Bruksizm belirtileri arasında dişlerde kırılma, aşınma, sallanma gibi hasarlar, diş eti hastalığı ve kemik kaybı rahatsızlıklarında artış başlarda gelmektedir. Sıcak soğuk hassasiyeti, çene ağrısı ve hareket kısıtlılığı da bruksizm belirtisi olabilmektedir. Çene ekleminde hasar sonucu eklem ağrısı, ses ya da çene kilitlenmesi, nadiren baş ağrısı, boyun ağrısı, tetiklenen migren atakları da bruksizm belirtileri arasında sayılabilir. Bruksizm; somatik olarak botoks ile, fonksiyonel olarak da; eksik dişlerin tamamlanması, yanlış veya bozuk kapanışların düzenlenmesi ile yahut nörolojik veya farmakolojik tamamlayıcı yöntemlerle tedavi edilebilir. Bunlar aynı zamanda uyku bozukluklarının tedavisinde de temel taşlardır. Psikolojik görüşmeler, bruksizmi hastaya anlatmak, uyku hijyenini sağlamak için önerilerden oluşur. Bazı antidepresan gruplarının sanılanın aksine diş sıkmayı artırdığı göz ardı edilmemelidir. Diş hekimliğinde tedavide ağız koruyucu veya stabilize edici plakların dişleri ve çene eklemini hasardan koruyabileceği belirtilmiştir. Ancak çalışmalar bruksizmde bu plak kullanımının kas aktivitesinde %20 ile %50 arasında artışa sebep olduğunu da göstermektedir. Sonuç olarak gece plakları bruksizme etki etmekten ziyade diş ve doku hasarını önlerler. Gece kullanımı zor olması nedeniyle de % 20 den az hasta plakları 1 yıldan fazla kullanır geri kalanı çoğu zaman hiç kullanmaz. Ancak eklem problemi olan hastalarda botox ile birlikte uygulandığında başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür. Botoks tedavisi diş sıkma ve gıcırdatmanın nedenine yönelik değil, ancak semptomları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu bölgedeki kasları düzenli olarak gevşetip zamanla kas yoğunluğunun azalması ve kasılmaların minimal düzeye indirilmesi amaçlanmaktadır. Eğer ağız içi diş eksikliği, yanlış yapılmış protezler, normalden farklı çene kapanışı mevcutsa bu durumların düzeltilmesi mutlaka botoks tedavisine eşlik etmelidir. Kasların gevşemesi ortalama iki yıllık bir süreçtir. Bu süreçte diş sıkma ya da gıcırdatmaya sebep olabilecek nörolojik, uyku problemleri, stres faktörleri, psikolojik problemler gibi diğer nedenler de sorgulanmalı ve bu konuda uzman doktorlar kontrolünde tedaviye başlanmalıdır. Bu tedavi sırasında botoks uygulaması kaslarınızı gevşeterek, eklemlerinizi, dişlerinizi korur ve ağrılı bir süreç yaşamanızı önler. Bruksizm tedavi edilmezse çene ekleminin hareketlerinde zorlanma, baş ağrısı, kulak ağrısı, vertigo görülebilir. Başlangıç aşamasında kolaylıkla çözülebilecek bir durumken, tedavi edilmezse cerrahi müdahaleye kadar gerek duyulabilir.

KONFORLU BİR ORTODONTİK TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK INVISALIGN

KONFORLU BİR ORTODONTİK TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK INVISALIGN

KONFORLU BİR ORTODONTİK TEDAVİ YÖNTEMİ OLARAK INVISALIGN Yeni teknolojiler sayesinde çapraşık veya aralıklı dişlerin düzeltilmesi başta olmak üzere, sorunlu çene kapanışı tedavilerinde uygulanan ortodontik tedaviler de gün geçtikçe çeşitleniyor. Uzun zamandır en etkili yöntem olarak kullanılan diş tellerine alternatif olarak uygulanmaya başlanan Invisalign, yenilikçi yöntemler arasında yer alıyor. Invisalign; diş teli kullanmadan (telsiz ortodonti), kişiye özel hazırlanan şeffaf diş plakları ile dişlerin istenen konuma gelmesini sağlama yöntemine denir. Şeffaf plakla tedavi yöntemi yeni bir tedavi yöntemi olarak görülse de aslında geçmişten bu yana tel tedavisine göre daha estetik olması ve daha konforlu bir tedavi deneyimi sunması ile ön plana çıkmaktaydı. Ancak geçmişte şeffaf plaklarla düzeltilebilen tedaviler sınırlıydı. Çoğunlukla basit çapraşıklıklar ve basit diş hareketlerinde kullanılmaktaydı. Bu sebeple tel tedavisine gerçek bir alternatif olamamıştı. Ancak yapılan araştırmalar, tecrübeler ve gelişen teknolojiyle beraber günümüzde neredeyse tüm vakalar şeffaf plaklar ile tedavi edilebilir hale geldi. Sahip olduğu avantajlarla da birlikte şeffaf plaklar günümüzün en önemli ortodontik tedavi seçeneklerinden biri oldu. Şeffaf plakların tercih edilme sebeplerinin ilki şüphesiz hastaya sağladığı konfor. Çoğu insan gülümsemesini daha güzel, daha çekici bir hale getirmek ister ancak geleneksel metal diş tellerinin tek seçenek olduğunu sandığından vazgeçer ya da bu isteğini erteler. Invisalign ile tedavi sırasında hastanın gülümsemesini saklamasına neden olan metal braketler veya teller yoktur. Çok yakından bakılmadığı sürece fark edilmeyen şeffaf plaklar vardır ve en önemlisi, hastalar özel günlerinde tedaviye ara verebilme şansına sahiptir. Invisalign tedavisinin diğer avantajlarından bahsedecek olursak; Normal tel tedavisinde dişlere teller yardımıyla kuvvet verilerek en az bir ay beklenir. Bu durum verilen kuvvetin daha fazla olmasıyla konforsuzluk ve ağrı hissi yaratır. Şeffaf plaklarda ise bu ağrı minimum seviyeye iner. Şeffaf plak tedavisinde haftalık değiştirilen plaklarla konforsuzluk ve ağrı hissi en az seviyeye iner. Tel tedavisinde yanak ve dudaklar metal yüzeylerin sürtünmesi sonucu hasar görebilir ve bu normal kabul edilir. Invisalign yönteminde plakların pürüzsüz yüzeyleri sayesinde bu tarz hasarlar görülmez. Şeffaf plaklar takıp çıkarılabildiği için ağız hijyeni daha kolay ve iyi yapılır. Şeffaf görüntüye sahip olması ve dışarıdan bakıldığında farkedilmemesi estetik olarak daha iyi bir görüntü verir. Özellikle ileriki yaşlarda ortodontik tedavi gören hastaların özgüvenleri için şeffaf plağın bu özelliği tercih edilme ihtimalini arttırmaktadır. Şeffaf plak tedavisi bazı durumlarda daha kolay ve hızlı sonuç verebilir. Şeffaf plakların hekime gerek duymadan çıkarılabiliyor olması yemek yerken daha fazla kolaylık sağlar. Bu avantajların yanı sıra hastalar tarafından bir diğer merak edilen konu ise Invisalign yönteminin nasıl uygulandığıdır. Bu yöntemde öncelikle hastadan ölçü alınır. Alınan ölçüler 3 boyutlu bir tarayıcı tarafından taranır ve çok sayıda kişiye özel şeffaf plak 3 boyutlu yazıcılar tarafından hazırlanır. Bir simülasyon ile dişlerin haftalık değişimleri hazırlanarak hastaya gösterilir. Böylece hasta, finali gördüğü için tedavi için daha istekli olur. Dişlerin final pozisyonları ve görüntüsü onaylandıktan sonra plaklar hastaya teslim edilir. Hastalar her bir plağı haftalık süreçlerle değiştirir, her değişen plakta dişler biraz daha düzelir. Özetleyecek olursak Invisalign, temelinde hasta konforunu barındıran, geleneksel yöntemler (Diş teli) kadar etkili olan, yenilikçi ve minimum ağrı vaat eden bir ortodontik tedavi yöntemidir.

İMPLANT

İMPLANT

İMPLANT İMPLANT İMPLANT İmplant doğal dişlerin kaybedilmesi durumunda meydana gelen boşlukların kemik içerisine titanyum vidalar yerleştirilmesi ile giderilmesi işlemidir. Bu vidaların üzerine yerleştirilen kron, köprü gibi hastaya uygun diş protezleri ile eksik dişlerin yeri doldurulur. İmplant ile ilgili ne kadar zor ve ağrılı bir işlem olduğuyla ilgili hikayeler duyabilirsiniz ama bu hikayeyi doğru yerden dinlemediğiniz için. İmplant tedavisi dolgu yapılırken uygulanan anestezi ile uygulanır ve neredeyse dolgu işleminden bile daha kolaydır. İmplantın yerleştirilmesi ortalama 5 dakika kadar sürer. Aldığımız genel sorular dahilinde hastalarımız zaten kemikleri eridiği için implantın mümkün olmayacağı veya vücudunun implantı kabul etmeyeceği endişesini dile getiriyorlar. İşlem öncesi mutlaka gördüğümüz tomografiniz ve gerekli kan testlerinin değerlendirilmesi ve önlemlerin alınması bu riski gidermekle birlikte ihtiyaç dahilinde olan diğer kemik, sinüs işlemleri olarak kabaca tabir edeceğimiz cerrahi işlem planlamaları ile bu endişelere mahal kalmıyor. Baş ve boyun bölgesine radyoterapi uygulanmış bireyler, kemik büyüme ve gelişimini tamamlamamış genç bireyler haricinde diğer sağlık problemi olan kişilerde doktorlarıyla konsültasyon yapılarak implant işlemi uygulanabilir. Dişlerin eksik olduğu bölgelerde zamanla çene kemiğinde erime meydana gelir. Diş çekimini takiben implant uygulanması bu erime miktarını önemli ölçüde azaltmaktadır. Komşu dişlerden destek alınmadığından geleneksel köprülere göre daha koruyucu bir uygulamadır. Çenelerde en sondaki dişlerin eksik olduğu durumlarda sabit bir protez yapılamadığında, hasta hareketli bir protezi kabul etmediğinde ve protezin ağız içerisinde oynamasını engellemek için implant gerekmektedir. İmplant uygulamaları genellikle iki aşamada gerçekleştirilir. Daha ileri cerrahi uygulama gerektirmeyen, standart bir implant uygulaması için ilk aşamada implant yerleştirilecek bölgeye lokal anestezi yapılarak bölgenin anestezisi sağlandıktan sonra dişeti dikkatlice kaldırılır. Daha önceden belirlenmiş olan kemik kalınlığı ve yüksekliğine uygun olarak implant için kemikte yer hazırlanarak yerleştirilir. İmplant uygulamasının ikinci aşamasında, implantın kemik ile bütünleşmesi için kemiğin durumuna ve uygulanan çeneye göre belli bir süre bekledikten sonra üzeri kapalı olan implantın üzeri açılarak dişi taklit eden kısım yerleştirilir ve protez işlemlerine başlanır. İmplantın üstüne yapılacak protezin zamanını belirleyen bir çok faktör vardır. Diş hekiminiz ayrıntılı değerlendirme sonrası doğru zamanlamayı, sizin beklentilerinizi de dikkate alarak belirleyecektir. İmplantlar için “ömür boyu garantili” ifadesi duyabilirsiniz. Herhangi bir tedavi ile ilgili ‘’ömür boyu garanti’’ kavramını kullanmak doğru olmadığı gibi implant tedavisi için de bu doğru değildir. Bahsi geçen ‘’garanti’’ implant firmalarının implant vidası için verdiği bir garanti olup, tedavi başarısı ile ilgili değildir. İlerleyen zamanda implantınız düşse bile firma size yeni bir implant sağlayacaktır. Gerekli cerrahi işlemler, kullanılması gereken biomateriyaller garanti kapsamı olarak değerlendirilmemelidir. İmplantların ömrü birçok etkene bağlıdır. Hastanın ağız ve diş genel bakımını sağlayarak sağlığını koruması ile implantlar ömür boyu kullanılabilir. Bunun yanında Lokal risk faktörlerden bahsetmek gerekirse; oral hijyen oral hijyen için erişebilirlik ve protez dizaynı, mikrobiyal biyofilm kompozisyonu, siman fazlalığı, implantın yüzey özellikleri, keratinize dişeti yüksekliği şeklinde sıralanabilir. Genel risk faktörlerden bahsetmek gerekirse; periodontal hastalık geçmişi, diabet, sigara, aşırı oklüzal yükleme, genetik faktörler, alkol bağımlılığı, sistemik hastalıklar, radyasyon terapisi şeklinde sıralanabilir. Hekim tarafından uygun cerrahi ve uygun protez yapılması önem arz etmektedir.

AĞIZ VE DİŞ BAKIMI

Ağız ve Diş Bakımı Ağız ve Diş Bakımı Ağız ve Diş Bakımı Ağız ve Diş Bakımı Ağız ve Diş Bakımı Nedir Ağız ve diş bakımı sağlıklı bir ağız, güzel bir gülüş tasarımı ve kişilere güzel bir ilk izlenim bırakmak için oldukça önemlidir. Ağız ve diş sağlığı, kişilerin günlük hayatlarını oldukça etkiler, beslenme, konuşma ve estetik görüntü açısından da büyük önem taşır. Ağız bakımını düzenli gerçekleştirmeyen kişiler, yiyecek ve içecekleri yeterinde sağlıklı öğütemez ve hatta konuşma esnasında sesleri çıkarmakta bile zorlanabilirler. Ağız bakımının amacı, ağız içerisinde bakteriyel plakların kontrol altına alınması ve olası ağız rahatsızlıklarının önüne geçmektir. Dent İzmit Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği olarak hazırladığımız ağız sağlığının önemi: Bilmeniz gerekenler Bakteriyel plak veya diş kiri olarak da adlandırılan bu oluşum, dişlerde meydana gelen çürüklerin, dişeti iltihaplarının ve diş taşlarının en büyük nedenidir. Ağız hijyeni, bireylerin yeterli zaman ayırarak kolayca gerçekleştirebileceği bir işlemdir. Kişisel bakımın en önemli parçası olan ağız bakımı, günlük rutine bağlı yapılması gereken bir bakımdır. Sağlıklı bir ağız için gün içerisinde en az 2 kere ve en az 2 dakika süre ile dişler fırçalanmalıdır. Ağız bakımı büyüme döneminden itibaren dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bebeklik sürecinden itibaren ağız bakımına dikkat edilen çocukların, süt dişlerinin yerine gelen kalıcı dişler sağlıklı ve düzgün şekilde oluşur. Bu sebeple ağız ve diş bakımı çok küçük yaşlardan itibaren yapılmalıdır ve alışkanlık haline getirilmelidir. Ağız Bakımı Nasıl Yapılmalıdır Sağlıklı bir ağız kişinin tüm günlük fonksiyonlarını etkileyecek önemi taşımaktadır. Ağız bakımı nasıl yapılmalıdır; Ağızdaki diş ve dişetlerinin bakımı için, florürlü diş macunu ve dişlerinize uygun yumuşaklıkta bir diş fırçası ile dişler günde en az 2 kere yukarı ve aşağı yöne doğru fırçalanmalıdır. Diş fırçasıyla veya dil temizleyicisiyle dil temizlenmelidir. Plak ve diş tartarı oluşumlarını engellemek için, her fırçalamadan sonra dişlerin arasında kalan maddeler diş ipi kullanılarak temizlenmelidir. Fırçalama işleminden sonra daha temiz bir ağız için ağız bakım suyu kullanılmalıdır. Dişlerde plak ve çürük oluşturacak şeker ve şeker içeren gıdalara dikkat edilmelidir. Dişlerin üzerinde leke ve sararmaların olmaması için çay, kahve ve sigara kullanımı en aza indirilmelidir. 6 ayda bir düzenli olarak bir diş hekimi tarafından ağız ve diş kontrollerinizi yaptırmalısınız. Ağız ve Diş Bakımında Neler Kullanılır Sağlıklı bir ağız bakımı gerçekleştirmek için kullanılan ürünler ve malzemelerde oldukça önemlidir. Ağız bakımında neler kullanılır; Diş Fırçası: Dişlere uygun yumuşaklıkta seçilen diş fırçaları, naylon kıllardan üretilmiş olmalıdır. Diş Macunu: İyi bir diş fırçasıyla beraber kullanılan diş macunu, florür konsantrasyonu yüksek ve anti bakteriyel ajanlar içeren bir ürün olmalıdır. Diş İpleri: Diş fırçalama esnasında fırçanın erişemediği diş aralarını temizlemek için kullanılır. Ağız Gargaraları: Ağızda oluşan bakterilerin çoğalmasını engelleyen gargaralar, ağız kokusunu ortadan kaldırır ve mikroorganizmaların gelişmesini engeller. Ağız gargaraları tek başına kullanıldığında çok fayda sağlamaz. Daha yüksek verim almak için dişler, fırçalandıktan ve diş ipiyle temizlikten sonra kullanılmalıdır. Diş Arası Fırçaları: Diş araları için özel hazırlanan fırçalar, diş aralarını fırçalamak için kullanılmaktadır. Doğru Diş Fırçalama Yöntemi Nasıl Olmalıdır Diş fırçalama, ağız ve diş sağlığı için en önemli eylemdir. Fırçalama işleminden verim almak için dişlerin düzgün ve güzel fırçalanması gerekmektedir. Fırçalama diş etinden dişe doğru, süpürür biçimde yapılmalıdır. Diş fırçası avuç içinde değil, kalem tutar gibi tutulmalıdır. Dişetinden dişe doğru fırçalama işlemi, ağız içinde dişeti olan bütün bölgelere uygulanır. Azı dişlerinin çiğneyici yüzeyinde bulunan oluk bölgelerinde bu fırçalama işlemi geçerli değildir. Bu yüzeyde fırçalama ileri geri hareketlerle yapılır. Diş fırçalama her dişin 3 veya 4 kere fırçalanması ile tamamlanır. Fırçalama işlemini düzenli şekilde yapan kişiler ortalama 2 dakika içerisinde fırçalamayı bitirir. Bu işlem sabah uyandıktan ve akşam yatmadan önce tekrarlanmalıdır. Ağız Bakımında Kullanılan Kimyasal Plak Kontrolü Kimyasal plak kontrolünde kullanılan ürünler ağız gargaralarıdır. Ağız ve diş sağlığının düzenli bakımı için bazen mekanik temizlik zorunlu hale gelir. Ağız gargaraları, düzenli ağız bakımının yanında uygulandıklarında yarar sağlar. Ağız bakımı yapıldıktan sonra yapılan temizliğe ek olarak gargaralar her fırçalamadan sonra kullanılır. Günlük gargaralar, eczane ve marketlerde reçetesiz satılırken anti bakteriyel gargaralar sadece diş hekimlerinin tavsiyesi üzerine kullanılmaktadır. Yemeklerden sonra gargara yapmak, yemeklerden kalan yemek artıklarını ağızdan ve dişlerden uzaklaştırmak için oldukça yararlıdır. Diş hekimlerinin önerdiği gargaralar ise, tedavi edici ve profesyonel işlemler için kullanılır. Ağız gargaraları ağız içerisinde temiz ve ferah bir his bıraktığı için bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda hastalara tavsiye edilmektedir. Ağız Bakımı Neden Önemlidir Ağız hijyeni tüm yaş gruplarının sağlığını ve yaşam kalitesini etkileyen en önemli etkendir. Ülkemizde çok fazla dikkat edilmeyen ağız bakımı, zamanla diş ve dişeti hastalıklarına neden olmaktadır. Yapılan araştırmalara göre ortalama her 100 kişinin içinden 85-90 kişinin diş ve dişeti rahatsızlıkları olduğu tespit edilmiştir. Ağız bakımının önemi çoğunlukla yeme içme ve çiğneme fonksiyonlarını etkilemektedir. Kişilerin günlük yaşamanı her konuda etkileyen ağız hijyeni, sosyal hayatta gülümseme, konuşma problemlerine de neden olmaktadır. Düzgün ve düzenli yapılmadığı durumlarda ağız içinde ve hatta sindirim sisteminde meydana gelecek farklı hastalıkları ortaya çıkaracaktır. Düzenli Ağız Bakımı Yapılmadığında Ortaya Çıkan Sağlık Problemleri Ağız bakımı, sosyal hayatı etkilediği gibi birçok sağlık problemlerinin de nedenidir. Düzenli ağız bakımı yapılmadığında ortaya çıkan sağlık problemleri; Kalıcı hale gelen solunum yolu hastalıkları Hamilelikte meydana gelen erken doğum riskleri Mide ve bağırsak hastalıkları Ortopedik hastalıklar Kan ile oraya çıkan dolaşım sistemi rahatsızlıkları Sindirim sistemi rahatsızlıkları Ağız ve diş hastalıklarının belirtileri ve nedenleri makalesi size yol gösterici olacaktır. Çocuklarda Ağız Bakımı Ne zaman Yapılmalıdır Bir kişinin ilerleyen yaşlarda ağız bakımını alışkanlık haline getirmesi için çocukluktan bu alışkanlığı edinmiş olması gerekir. Bebeklik döneminde ağız bakımı, 6-8 aylık olduklarında yani ilk dişler ağızlarında göründüğünde başlanır. Bebeklerde yutma riski olduğu için 2 yaşına kadar diş macunu kullanımı önerilmez. 2 yaşından sonra diş fırçasına mercimek büyüklüğünde macun konularak dişler fırçalanmaya başlanır. 2 yaşından küçük bebeklerde, sabah kahvaltısından sonra ve gece yatmadan önce dişler temiz bir tülbent ya da gazlı bez ile silinebilir. Bunların dışında bebekler için üretilmiş yumuşak diş fırçaları da tercih edilebilir. 7 yaşından küçük çocuklarda ise bir tekniğe bağlı diş fırçalama oldukça zordur. Bu yaşta asıl önemli olan çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Diş fırçalama esnasında çocuklar belli bir süre anne babalarının kontrolünde olmalıdır. Bunun nedeni ise anne babaların ağız sağlığı için çocuklara uygun eğitimi vermeleridir. Yaşlılarda Ağız Bakımı Yaşlanma ile birlikte kişilerde vücut direnci düşmekte ve ağız içi hastalıkları ortaya çıkmaktadır. Ağız bakımı zayıf olan yaşlı kişilerde zamanla beslenme ve sistemik hastalıklar,

Arama

Önerilenler